Orta-Yüksek gerilim kablo eki yapımı

0
4758
gösterim

Bu videoda orta gerilim ve yüksek gerilim kablolara uygulanan birleştirme işlemi ( kablo eki mufu) ayrıntılı olarak gösterilmektedir.

 

Yeraltı Kablo Arıza Yeri Tespiti Nasıl Yapılır?

Yeraltı kablo arıza yeri tespiti için aşağıdaki sıra izlenir.

1- Kablonun her iki ucu bağlı bulunduğu şalter yada sigorta grubundan sökülür. Kabloya irtibatlı herhangi bir alıcı bulunmamalıdır. Kablonun damarları her hangi bir yere deymeyecek şekilde birbirinden ayrılmalıdır. Bu aşamadan sonra test yapılabilir.
2- Kablolara 2 ayrı test uygulanır.

a) İZOLASYON TESTİ: Bu test için megger denilen cihazlar kullanılır. Megger DC gerilim üreten bir cihazdır. Aşağıda, kabloya bağlantı şekli verilmiştir. Megger sayesinde kablonun damarları arasındaki izolasyon direnci ölçülür. Her damar, diğer damarla kıyaslanacak şekilde sırasıyla test edilerek kablonun damarları arasındaki arıza olup, olmadığı saptanır. Aynı test yöntemi, damarlarla toprak (koruma toprağı) arasına da uygulanmalıdır. Zira, damarlar arasında herhangi bir kısa devre olmamasına rağmen, damarlardan birinin izolesi hasarlı olup, toprağa deyebilir. Bu durumda toprağa bir kaçak akım akabilir.
Meggerle uygulanan test gerilimi, kablonun TS standartlarında belirtilen test geriliminden büyük olmamalıdır. Örneğin 1 kV’luk kabloya 10 kV’luk test gerilimi uygulanmaz. Aksi halde kabloya hasar vermiş oluruz. Pratikte, kV başına 1 megaohm direnç okunmalıdır. Sağlam bir kabloda damarlar arasında okunan izolasyon dirençleri birbirine eşit yada yakın olmalıdır. (İzolasyon testi başlı başına bir ihtisas alanı olup, testler konusunda ayrıntılı izah edilmiştir.)

b) KOPUKLUK TESTİ: Bu test için basit bir ohmmetre yeterlidir. Kablonun bir ucundaki (sonundaki) damarlar kendi aralarında kısa devre edilir. Diğer uca bağlanan ohmmetre sayesinde damarlar arasındaki direnç olçülür. Direnç okunamıyorsa kablonun iletkenleri kopuk anlamına gelebilir.
Yukarıdaki testler sonucu arızalı olduğu saptanan kabloya sırasıyla aşağıdaki işlemler uygulanır.

3- ARIZA NOKTASININ ÖN TESPİTİ: Arıza noktasının metre cinsinden tespiti zorunludur.Bunun için kablonun bir ucuna Kablo Sonu Modülatör cihazı (Teleflex, TDR vb) bağlanır. Bu cihazlar ekranı nedeniyle osiloskop cihazlarına benzemektedir. Çalışma prensibi ise radar’a yakındır.

Radar tarafından üretilen ve gökyüzüne gönderilen manyetik dalgalar, çarptığı cisimden (uçaktan) geriye doğru yansıyarak radarın alıcısı tarafından algılanır. Bu dalgaların gidiş ve geliş süresi (sn.) saptanır. Elektromanyetik dalgaların hızı ışık hızına 300.000 km/sn) yakındır. Bu sayede uçağın radara göre hangi mesafede olduğu aşağıdaki formülle hesap edilir.

(Uçağın radara olan mesafesi) L = t/2 x v (300.000 km/sn)

Formüldeki t, radarın ölçtüğü gidiş dönüş süresidir.

Kablo sonu modülatör cihazları da aynı mantıkla çalışır. Bu cihazların yabancı dillerdeki ismi Time Domain Reflectometre (TDR) olarak geçer. Ancak bu cihazların kabloya enjekte ettiği frekans dalgalarının hızı her kablo cinsi için ayrı ayrıdır.
Örneğin; 1 kV’luk PVC izoleli kabloların yayılma hızı 150 m/µsn iken 35 kV’luk XLPE kablolarda bu hız 180 m/µsn’civarındadır.

TDR cihazı, kablo damarlarına değişik frekanslarda sinyaller enjekte eder. Bu sinyaller kablo boyunca hareket eder ve kablonun hasarlı olduğu noktadan yansıyarak ekranda değişik grafikler oluştururlar.
Bu şekilde yapılan ölçüm metoduna Yansıyan Dalga Metodu (Pulse Reflection) denir.

a)Eğer kablonun damarları arasında bir kısa devre var ise ekranda grafik oluşur.

b)Eğer kablonun damarları arasında bir kopuklu var ise ekrandaki grafik aşağıdaki sekilde oluşur.

Bu sayede ekran üzerinde oluşan grafiğin aykırı noktası ile kablo başlangıç noktası arasındaki süre ölçülür. Kablo içinde hareket eden dalganın hızı ile çarpıldığında arıza yerinin mesafesi (Gidiş-dönüş = 2 kat) metre olarak hesaplanabilir. Hesaplanan bu mesafe ikiye bölündüğünde arıza yerinin başlangıca göre mesafesi bulunmuş olur.
Günümüzde geliştirilen bu tür cihazlarda hesaplama yapmaya gerek duyulmamaktadır. Cihaz arıza noktasının mesafesini otomatikman hesaplayabilmektedir.
Bu cihazın kullanılması ve üzerinde oluşan grafiklerin yorumlanması tecrübeyi gerektirir. Zira kablo üzerinde daha önce yapılmış olan onarımlara ait (ek muflar) görüntüler de ekrana yansır. Bu görüntüler ile asıl arıza noktasının görüntüleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Bu tür yöntemle; arıza noktasının 100 ohm’dan küçük olması halinde başarı sağlanabilir.
Arıza noktasındaki direncin 100 ohm’dan büyük olması halinde başka yöntemler denenir.
Kablonun arıza noktasındaki arıza direnci her zaman istenildiği ölçüde olmaz. Bazen bu nokta, yüksek dirençli olabilir. Bu durumda arıza noktası direncini küçültmek gerekebilir.
Bunun için geliştirilmiş cihazlar vardır. Bu cihazlar kablo arıza noktasında yanma ve tutuşma sağlayarak karbonlaşma oluştururlar. Karbonlaştırılan bu noktanın direnci eski duruma göre daha küçük olur. Bu işlem, direncin 100 ohm’a kadar inmesine kadar sürdürülür. Bu sayede TDR cihazının ölçme kapasitesine ulaşılması sağlanır. Bu yönteme Yakma Metodu denir.

AG tarafındaki varyak sayesinde gerilim artırılır ve Doğru Gerilime çevrilir. Kabloya uygulanan bu akım sayesinde arıza noktasında ark meydana getirilir. Arkın sonucu ısınan kablo yanmaya başlar. Yakılan bu noktadaki meteryaller karbonlaşmak suretiyle direncin küçülmesine yol açar. Yakma işlemini yapan kişi, voltmetre ve ampermetre sayesinde arıza noktasında ne kadar bir kısa devre oluşturduğunu izleyerek çalışır. Arıza noktadaki direncin tam kısa devre olması istenilmez. TDR cihazının ölçü sahasına hadar indirmek (< 100 ohm) yeterlidir. Aksi halde noktasal tespitte zorluk çekilir.
Bazen arıza noktasının sulu ortam olması nedeniyle yakma işlemi uzun sürer. Tutuşma işlemi su nedeniyle gecikir. Bu gibi durumlarda istenilen direnç elde edilemez.
Yakma metodundan verim alınamamsı yada arıza direncinin çok büyük olması durumlarında diğer metodlar denenir. Bunlar;

ARC REFLECTİON METODU: Bu metodla, arıza noktasındaki yüksek dirençli arızaların TDR cihazının ekranında görülebilir olması amaç edinmiştir. Bunun için kabloya Darbe ŞOK Cihazı ile (bir anlık) depolanmış yüksek gerilim enjekte edilir. Depolanan bu enerji arıza noktasında ark oluşmasını sağlar. Ark süresinin uzatılması için de ark adaptörü kullanılır. Bu sayede arıza noktasındaki arkın daha uzun süreli olması ve kıza devrenin belli bir direncin altına inmesi sağlanmış olur. Bu sırada TDR cihazı da kabloya ayrı bir filitre ile bağlıdır ve o da aynı anda (arkın oluştuğu anda) kabloya kendi sinyallerini gönderir. Şayet TDR cihazı kabloya direkt bağlı olsaydı, Darbe şok cihazının kabloya enjekte ettiği yüksek gerilimden etkilenerek hasarlanacaktı. Dolayısıyla her iki cihazın birlikte çalışması sonucunda arıza noktasında bir anlık oluşturulan ark ve bunun neticesinde de oluşan kısa devre direnci TDR cihazının ekranında değişen grafik şekline dönüşür. Değişen görüntü hafızaya alınıp, incelendiğinde; arıza noktasının bu andaki görüntüsü irdelenebilir duruma gelir. .

Ekranda görünen bu nokta tıpkı pulse reflection metodundaki ölçme metoduyla metre olarak ölçülür. Arıza mesafesi tespit edilmiş olur.
Burada, Darbe şok jeneratörü tarafından kabloya enjekte edilen yüksek gerilim enerjisinin büyüklüğü önem taşır. Zira, darbe şok jeneratöründe elde edilen enerji küçük ise, arıza noktasında ark meydana getirmez ve TDR cihazının ekranında değişik bir grafik oluşmaz.
Arıza noktasındaki direncin çok büyük olduğu durumlarda Arc Reflection metodu dışında metodlara da başvurulabilir. Bu gibi durumlar için Yürüyen Dalga Metodu kullanılmaktadır.

Kablo arıza yerinin metre olarak tespiti büyük kolaylık sağlıyorsa da; şayet kablonun hangi güzergahtan gittiği bilinmiyorsa bu mesafeyi bilmemiz bir şey ifade etmez. Çünkü nereyi kazacağımız bu aşamada belli değildir.
Bu nedenle kablonun hangi rotadan (güzergahtan) gittiğinin bilinmesine ihtiyaç vardır.
Kablo güzergah tespit cihazları, değişik frekanslar üreten bir verici (ton Frekans Jeneratörü) ile bu frekansları toprak üstünden algılayan dedektörden meydana gelir.
Ton frekans jeneratörleri tarafından üretilen sinüs karekterli frekanslar kablo damarına enjekte edildiğinde, toprak üzerinde, kablo boyunca manyetik dalgalar meydana getirir. Ton frekans jeneratörünün gücü önemlidir. Zira kablo enpedansını karşılamaz ise bu dalgalar bir süre sonra etkisini yitirerek, izlemeyi olanaksız hale getirir.
Bu jeneratörün ürettiği frekansların, yeryüzündeki diğer frekanslardan ayırt edilebilmesi için çok kullanılmayan frekanslardan seçilmesi zorunludur. Zira, alıcı dedektör, sadece bu jeneratörün uyguladığı frekansı takip etmelidir. Aksi halde, yeryüzündeki diğer vericilerin yaydığı frekanslar alıcının bir rota üzerinde yürümesine engel olur.
Bu nedenle vericiler için; 820 Hz – 980 Hz – 8,2 kHz – 9,8 kHz – 82 kHz frekansları yaygın olarak kullanılan frekanslardır.
Alıcı dedektörün de bu frekansları algılaması zorunludur.

Operatör, dedektörün algıladığı ve ses yada görüntüye çevirdiği frekansları takip ederek kablo boyunca yürür ve kablonun geçtiği yerleri toprak üstünden boyamak suretiyle işaretler.
Kablo derinliğini saptamak için ise alıcı dedektörü 45 derece eğerek, ikinci bir noktayı işaretler. Birinci nokta ile ikinci noktanın arasındaki mesafe kablo derinliğini verir. Yeni tip cihazlarda kablo derinliği otomatik olarak ölçülebilmektedir.

Bu yöntemle kablonun kopuk olduğu noktalar da saptanabilmektedir. Çünkü, ton frekans jeneratörü tarafından üretilen frekanslar kopuk yerden ileri gidemediği için, bu noktadan sonra alıcı dedektörden sinyal alınmaz. Dolayısıyla, sinyalin kesildiği noktanın kopuk nokta olması ihtimali büyüktür. Ancak kopuk yerin tespiti için daha düşük (< 1 kHz) frekansların kullanılması yararlı olur. Yüksek frekanslar kullanılması halinde, bu frekanslar kopuk olduğu noktadan karşı tarafa atlıyarak, devamını sağlar. Bu durum ise operatörü yanıltır.
Yüksek frekans kullanmanın diğer bir dezavantajı ise, güzergahı tespit edilecek kablonun yanından geçen metal borulara atlayarak, operatörü yanıltmasıdır. Bu durum, alıcı dedektörlerin algılamasında çok az bir değişikliğe yol açar. Bunu fark edemeyen kullanıcı yanlış bir rota üzerinden gidebilir. Bu duruma düşülmemesi için bol deneyim gerekir.

Güzergahı bilinen ve arıza noktası metre olarak saptanan kablonun arıza yerine ulaşılabilmesi kolay gibi görünebilir. Elimize aldığımız bir metre ile kablo boyunca arızalı yeri işaretlemek ve işaretli yeri kazmak bazen sonuca ulaşmamıza yeterli olmaz.
Çünkü, kablo arıza yerini metre olarak ölçen TDR cihazlarının da bir hata payı vardır. Hata payının %2 olduğu bir cihazla yapacağımız ölçümlerde; 100 metre uzunluğundaki bir kabloda ± 2 metre hata, 1000 metrelik bir kabloda ise ± 20 metre hata olabilir. Bu durumda 2 x 20 = 40 metrelik bir kazı yapmalıyız ki, arıza noktasına % 100 ulaşabilelim. Bu mesafedeki bir kazı azımsanmıyacak kadar büyuk işçiliğe neden olur. Arıza yerinin noktasal tespiti mümkündür. Bunun için diğer başka yöntem ve cihazlara ihtiyaç vardır.
Arıza yerinin noktasal tespiti için yaygın olarak kullanılan yöntem, arıza noktasında patlama yaratma yöntemidir. Bu sayede kablonun arıza noktasında şiddetli sesler oluşur. Bu sesleri algılayabilen sismik mikrofonlar sayesinde, toprak üzerinde sesin en şiddetli geldiği nokta işaretlenir. İşaretlenen nokta kazılarak arızaya ulaşılabilir.
Bu yöntemde, arıza noktasında şiddetli patlama sesleri oluşturan Darbe Şok cihazı kullanılmaktadır.
DARBE ŞOK CİHAZI: Bu cihazlarla üretilen gerilim bir kondansatör üzerinde depolanır. Depolanan bu enerji, belirli aralıklarla arızalı kabloya enjekte edilir. Enerjinin kablo arıza noktasında yarattığı ses şiddeti, bu cihazın gücü ile doğru orantılıdır.
.

NOT: Cihazın açık şeması bazı patent hakları nedeniyle verilmemiştir. İlgilenenlerin bizzat başvurusu halinde yardımcı olunur.
Cihazın gücü Joule cinsinden belirtilir. Kondansatör ünitelerinin kapasitesi gücü belirler.
Arızalı kabloya bağlanan bu cihaz sayesinde oluşturulan sesler aşağıdaki şekilde dinlenmek suretiyle aranır. Sesin en yüksek seviyede duyulduğu nokta, arıza noktasıdır.

Sesi algılayan cihazlar 3 parçadan meydana gelmiştir.
1- Sismik mikrofon (bomi microphone): Yer altındaki patlama seslerini algılayarak, bu sesleri artıran yükselticiye gönderir. Her türlü hava koşullarında çalışabilmesi (ıslak ve yağmurlu ortamlarda) için iyi izole edilmeleri gerekir.
2- Yükseltici (Ampflikator) :Sismik mikrofonun algıladığı sesleri filitre ederek, yan sesleri (ayak sesleri, taşıt sesleri vb.) en az duyulacak sese indirger. Patlama seslerini yükselterek duyulur hale getirir.
3- Kulaklık (Headphone): Yükseltici tarafından yükseltilen sesleri kulağın duyabileceği şekle sokar.
Yukarıdaki yönteme rağmen, bazı kabloların çok derinde olması yada bir boru içinden geçmesi nedeniyle patlama sesleri kulakla algılanamaz.
Bu gibi durumlarda; arıza yerinde arkların oluşturduğu manyetik darbelerden faydalanır. Sismik mikrofonun içine yerleştirilen manyetik bobinler sayesinde, arkın atladığı noktadaki manyetik etkiler algılanır. Yine yükseltici içinde bulunan Ampf. Sayesinde bu etkiler yükseltilerek ses yada ışık şekline dönüştürülür. Bu etkilerin büyüklüğü kıyaslanarak, en yüksek algılandığı nokta arıza noktası olarak tayin edilir.

ADIM GERİLİMİ YÖNTEMİ: Bazı durumlarda kablonun damarları arasında kısa devre olmayabilir. Örneğin; kablo damarlarından bir tanesinin izolesi hasarlanarak, toprakla temas edebilir. Bu durumda arıza yerini tespit etmek güçtür.
Bu tür arıza yerlerini tespit etmek için adım gerilimi yöntemi kullanılır. Bunun için DC gerilim üreten bir kaynağa ihtiyacımız vardır. Cihazın (–) ucu kablo damarına, (+) ucu ise direkt toprağa irtibatlanır. Kabloya gerilim enjekte edilir. Kabloya uygulanan bu gerilim, izolenin bozuk olduğu noktadan toprağa akarak devresini tamamlar.
Bu özellik nedeniyle; akımın geri döndüğü noktanın, arıza noktası olacağı gerçeğinden yola çıkılarak, kablo boyunca bir gerilim farkını algılamak için 2 adet elektrot kullanılır. Elektrotların yardımı ile adım gerilimi arasındaki farklardan yola çıkılarak arıza noktası tespit edilir. Kablonun güzergahının beton yada asvalt olması durumunda bu yöntemden olumlu sonuç alınması zordur.

 Faydalı Bilgiler

Günümüzde yerleşim birimlerinin kalabalıklaşması ile birlikte enerji tüketimi günbegün
artmaktadır. Enerjinin havai hatlarla bir yerlere taşınması neredeyse imkansız hale gelmiştir.
Yeraltı kablolarının gerilim ve akım değerlerinin yarattığı yüksek elektriksel ve ısıl zorlanmalar
dolayısıyla bu kabloların analizi diğer iletim hatlarına nazaran daha karışıktır. Enerjinin bir
kablo yerine birden fazla kablo ile taşınmasında işletme emniyeti ve ekonomiklik bakımından
birçok faydalar vardır. Enerjinin bir kablo yerine birden fazla kablo ile taşınmasının incelendiği
bu çalışmada elde edilen sonuç ve öneriler şu şekilde sıralanabilir:
· Büyük güçlerin, büyük kesitli bir kablo yerine, eşit kesitli ve birden fazla kablo ile
taşınması daha ekonomiktir. Bu durum işletme emniyeti bakımından da daha
güvenlidir. Büyük kesitli bir kablo kullanıldığında kablodaki bir arıza durumunda
enerjinin tümü kesilir. Birden fazla kablo ile enerji taşındığında kabloların birkaçında
arıza olsa dahi enerjinin tümü kesilmez. Enerjinin sürekliliği açısından bu durum
önemlidir. Açık havada döşenen kablolar olabildiğince güneş ışınlarının etkilerinden
korunmalıdır.
· Enerjinin bir kablo yerine birden fazla kablo ile taşınması durumunda kullanılacak
bakır miktarında önemli azalmalar oluşur. Bu da günümüz ekonomik darboğazında
oldukça önemli bir avantajdır. Tesisin maliyeti, teknik ve ekonomik kriterler
bakımından optimum şartları sağlamalıdır.
· Kısa devreler elektrik tesislerinde istenmeyen olaylardandır. Kısa devrelerin en
şiddetlisi üç faz arası kısa devredir. Elektrik kablolarında iletken seçimi faz nötr arası
kısa devreye göre belirlenir. Bu kısa devre durumunda koruyucu sigortanın hemen
devreyi açması istenir. Bu kısa devre durumunda devreyi açan bir sigorta diğer kısa
devre durumlarında devreyi daha kısa sürelerde açar.
· Kablo iletkeninin işletme sıcaklığına ulaşma süresi yaklaşık olarak “6. Ґ” değerindedir.
Burada, “Ґ” minimum işletme sıcaklığını göstermektedir. Kısa devre durumlarında
işletme sıcaklığına ulaşma süresi oldukça kısalmaktadır. PVC izolasyonlu kablolarda
izin verilen iletken sıcaklık derecesi 70 oC dir. Kısa devreler ile aşırı yüklenmelerde
iletken bu sıcaklık derecesine hemen ulaşır. Bundan dolayı elektrik tesislerinde aşırı
yüklenme ve kısa devrelere karşı sistemin korunması gerekir. Kısa devre hesapları
mutlak surette yapılmalıdır
· Kablo güzergahı seçilirken, bataklık, göl, nehir, orman ve köprü gibi yerler ile maden
ocakları, taşlık ve engebeli yerlerden elden geldiğince kaçınılmalıdır. Şehir
merkezlerinde ise, su borusu, doğalgaz tesisleri, kanalizasyon borularından
kaçınılmalıdır.
· Kısa devrede hasarların önlenmesi için tek damarlı kablolar zemine sıkı bir şekilde
sabitlenmelidir. Kablolar kısa devrelere karşı termik manyetik şalterlerle korunmalıdır.
Kablo ve çevresini yangın tehlikesinden korumak ve yangının yayılmasını önlemek için
kablolar yanıcı maddeler üzerine döşenmemelidir.
· Toprağa doğrudan gömülü kabloların yönetmenliklerin gösterdiği koşullara göre
döşenmesi sağlanmalıdır. Çelik zırhsız kabloların yeraltında beton kanallar, beton
büzler veya beton muhafaza içine alınmış PVC borular içinde kullanılması yerinde
olur. Kablolar döşendikleri yerlerdeki kimyasal etkilere, su, rutubet ve hava koşullarına
dayanacak tipte kablolar seçilmelidir.
· Bir enerji kablosu ile başka bir enerji kablosu ya da kumanda kablosu arasındaki en
küçük açıklık 7 cm’den az olmamak koşulu ile kablo çapı kadar olmalıdır. Kumanda
kabloları arasında açıklık gerekmez. Kabloların koruyucu kılıfları ya da yalıtkanları
bulundukları yerlerde zorlanmamalı ve zedelenmemelidir. Kablolar gerektiğinde
koruyucu büz yada borular içine alınmalıdır. Kablo kanala, ilerde zemin değişimleri
dikkate alınarak “S” şeklinde döşenmelidir. Alçak gerilim ile orta gerilim kabloları aynı
kanal içine döşendiğinde araya tuğlalar konmalıdır. Üst üste döşenirse alçak gerilim
kablosu üste gelecek şekilde döşenmelidir. Bu durumda da araya tuğlalar döşenmeli
dolgu maddesi olarak çakıl kum karışımı kullanılmalıdır.
· Yeraltı kablolarının akım taşıma kapasiteleri bulundukları ortamın ısı iletme özelliği ile
sıkı sıkıya bağlıdır. Kablonun döşendiği yerdeki ısı iletme özelliğinin bilinmesi
gereklidir. Uzun tesislerde gerilim düşümü ve enerji kaybı, genellikle kötü şart olarak
karşımıza çıkar. Bu nedenle uzun tesislerde, gerilim düşümü veya enerji kaybına göre
tespit edilir. Gerekirse ısınma yönünden de kontrol edilir. Normal şarlar
yakalanmadığında akım değiştirme katsayıları dikkate alınmalıdır. Ağır taşıtların geçtiği
güzergahtan geçen kablolar mutlak surette çelik zırhlı seçilmelidir.
· Bir enerji kablosu ile telekomünikasyon, demiryolu, otoyol vb. ile ilgili kabloların
birbirlerine yaklaşmaları yada birbirlerini kesmeleri durumunda aralarındaki açıklık en
az 30 cm. olmalıdır. Bu açıklık daha küçük olduğunda kablolar yanmayan gereçlerden
yapılan levha, yarım büz ya da borularla korunmalıdır. Yüksek gerilim yeraltı kablo
güzergahının belirlenmesinde uygun aralıklarla kalıcı işaretler konulmalıdır.
· Yeraltı kabloları üzerinde çalışmaya başlamadan önce (özel bir talimatın bulunmaması
halinde) kablonun beslendiği bütün noktalar enerjisiz ve topraklı hale getirilecektir.
Birden çok yeraltı kablosunun aynı kanaldan geçtiği durumlarda çalışma yapılacak
kablonun seçilmesinde uygun gerilim kontrol cihazları kullanılacaktır. Çalışma yerinde
işe başlamadan önce koruyucu güvenlik önlemleri alınacak ve izole malzeme
kullanılarak kapasitif boşaltmayı temin amacı ile bütün iletkenler kısa devre edilerek
topraklanacaktır. Çalışma bitiminde faz kontrolü ve benzeri çalışmalar için topraklama
kaldırıldığında, yeniden gerilim altına girme tehlikesine karşı bütün ayırıcı ve kesiciler
açık olacaktır.
· Alçak gerilim şebekesi yeraltı kablolu ise mekanik dayanım için kontrole gerek
duyulmaz. Yeraltı kablolarında kullanılan plastik ve kağıt yalıtkan, mekanik
zorlanmalara karşı çelik bandaj (zırh) ile korunmuştur. Kablo kesitleri, yük akımına
bağlı olarak çeşitli kablo tiplerine, döşeme durumlarına ve ortam koşullarına göre
standartlarda belirtilen yada yapımcılar tarafından bildirilen yükleme durumlarına göre
belirlenir.
· Mekanik darbelerin oluşabileceği güzergahlarda çelik borular kullanılmalıdır. Çelik
borular nerede kullanılırsa kullanılsın üç faz aynı borudan geçirilmelidir. Tek damar
olması durumunda anti manyetik malzeme kullanılmalıdır.Yüksek gerilim kablolarına
dahilde ve hariçte kullanılması durumunda kablo başlığı takılmalıdır. Kablo başlıkları,
kabloya su ve nemin girmesini önleyecek şekilde olmalıdır. Alçak gerilim kablolarda su
girmesini önleyecek tedbirlerin alınması durumunda kablo başlığı kullanılmayabilir.
· Toprak içine yerleştirilen kabloların altında ve üstünde yaklaşık 10 cm kalınlıkta
elenmiş ince kum kabloya yataklık etmelidir. Kablonun üzerindeki kumun üzerine ve
aynı kanala döşenen alçak gerilim ve yüksek gerilim kabloları arasına tüm kablo
boyunca dolu tuğla veya en az 6 cm kalınlıkta beton plaka veya plastik vb.
malzemelerden yapılmış koruyucu elemanlar yerleştirilmelidir.
· İnsanların yoğun bulunduğu, tüm yapılar, yüksek katlı binalar, hastaneler, tüneller,
tiyatrolar, okullar, alışveriş merkezleri gibi yerlerde yangın anında az duman çıkaran,
halojensiz özellikli kablolar tercih edilmelidir. Kablolu dağıtım sistemlerinde yangın
oluşmasına mutlak surette engel olunmalıdır. Yatay olarak serilen PVC yalıtkanlı kablo
demeti üzerinde yangının ilerleme hızı 20 m/dk’dır (CEGB, İngiliz kuruluşu). PE
(polyethylene) ve PP (polypropylene) malzemeleri içeren kablolar çok daha kolay
yanabildikleri gibi ayrıca eriyen damlaların oluşturduğu sıcaklık ile diğer komşu
malzemeleri de kolayca yakabilirler. Diğer plastiklerden mesela sert PVC yangını
üzerinde taşımamakla birlikte kısa zamanda yumuşaması ve erimesi ile sıcaklığın
yükselmesine ve doğal olarak yangının kısa zamanda binanın başka bölümlerine
yayılmasına neden olmaktadır. PVC kablolar sadece yangının yayılmasına neden
olmazlar. Aynı zamanda yoğun koyu renkte dumana da neden olurlar. Bu duman
itfaiyecilerin kurtarma ve söndürme çalışmalarını çok zorlaştırır, İçerdiği toksik ve
kanserojen maddeler insanlara zararlıdır.
· Alçak gerilim ile orta gerilim kabloları aynı kanal içinde döşendiği durumlarda, orta
gerilim kablosu alta alçak gerilim kablosu üste gelecek şekilde döşenmelidir. Aralarına
kanal boyunca tuğla döşenmelidir.

20.8/36 kV XLPE izoleli, tek damarlı, alüminyum iletkenli kablolar

Kod

YAXC7V-R, NA2XSY, AL/XLPE/CWS/PVC
R: Örgülü rijit iletken

Standartlar

TS HD 620 S1

Teknik Veriler

Maksimum çalışma sıcaklığı : 90°C
Maksimum kısa devre sıcaklığı : 250°C (max. 5 sn.)
Anma Gerilimi : 20.8/36 kV
Minimum bükülme yarıçapı : 15 x D
D : Kablo çapı

Kullanıldığı yerler

Di elektrik kayıpları çok düşük olan bu kablolar, ani yük değişimlerinin olduğu şebekeler ile kısa devre akımlarının büyük olduğu yerleşim ve endüstri bölgelerinde, kablo kanallarında, toprak altında ve havada kullanılır.

Yapısı

1. Çok telli alüminyum iletken
2. iç yarı iletken
3. XLPE izole
4. Dış yarı iletken
5. Yarı iletken bant
6. Bakır ekran
7. Polyester bant
8. PVC dış kılıf

CEVAP VER

Yorumunuzu yapınız
Lütfen adınızı yazınız